(1914 - 1950)
1914 yılında İstanbul’da doğdu. Ankara Gazi Lisesi’ni bitirdi (1932). İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ndeki öğrenimini yarıda bıraktı (1935), Ankara’ya giderek PTT Umum Müdürlüğü’nde çalıştı (1936-1942), Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’na memur oldu (1945), oradan ayrılınca (1947) Yaprak DergisiEni çıkardı (1 Ocak 1949’dan 15 Haziran 1950’ye kadar 28 sayı çıktı, Son Yaprak adlı özel bir sayı ölümü üzerine arkadaşları tarafından çıkarıldı).
14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü. Rumelihisarı Mezarlığı'na gömüldü. Kişiliğini belli eden ilk şiirlerini arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’le birlikte Varlık Dergisi'nde yayımlamaya başladı, büyük bir ilgi gördü; sağlığında kendinden çok bahsettiren şair oldu.
Şiiri bir takım kalıp ve klişelerden, şairanelikten, yıpranmış benzetmelerden kurtararak, daha kısa daha basit bir şekle soktu; yalın bir halk dili kullandı, gündelik sözlerle zaman zaman, büyük yergi ve espriden faydalanarak, gündelik yaşantılar üzerine yazdı.
Şiir Kitapları:
Garip (Oktay Rıfat ve Melih Cevdet'le Birlikte, 1941), Vazgeçemediğim
(1945), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947), Karşı (1949), Bütün Şiirleri
(Derleyen: Asım Bezirci, 1982).
``Yahya Kemal eski şiir dilini yıktı, o dilin şiir için bir zincir
olduğunu gösterdi; Nazım Hikmet vezni yıktı, vezinsiz de şiir
olabileceğini, vezinsiz de ahenge erilebileceğini, veznin şiir
için, ahenk icin geçilmez bir unsur değil, tam tersine hız kesen
bir zincir olduğunu gösterdi... Orhan Veli çok daha ileri adım attı:
şiirin kendine özgüir dili, bir vezni olmadığı gibi, kendine özgü
konuları da olmayacağını gösterdi, ahengin, musikinin de şiirden
kaldırılabileceğini anlattı.'' (Nurullah Ataç, 1950)
|